25 Eylül 2016 Pazar

Kitap Yorumu : İlker Özmestçi / Bittin Oğlum Sen

Uzun bir aradan sonra yeniden merhabalar herkese :)

     Tatilin bitip okulların açılmasıyla birlikte biz öğrencilerde yoğun bir tempoya girdik. Kendimde dahil bütün öğrencilere başarılı eğlenceli sağlıklı bir dönem diliyorum. Tatilde biraz kendime zaman ayırdım, çokça dinlendim çünkü bu yıl benim sınav senem, bende #2017tayfa danım:) Bol ders çalışmalı, yoğun ve yorucu bir yıl beni bekliyor. Yaz tatilinde çok aktif olamamamın nedeni ders çalışmam ve bahar aylarında girdiğim reading slumptan tam anlamıyla çıkamamamdı diyebiliriz. Yıl içinde de aktif olmaya çalışacağım ama okulum ve etüt merkezim çok yoğun olduğu için ne aralıklar ile yorum girerim, kitap okumaya ne kadar zaman bulurum bilemiyorum.

     Şimdi gelelim benim reading slumptan çıkmama yardım eden kitaba. Bir akşam instasnap storieste bir bookstagramın paylaşımlarında denk gelmiştim İlker Özmestçi'nin Bittin Oğlum Sen kitabına. Kitaptan paylaşılan parçalar aklımdaki soruların bazılarını cevaplıyor gibiydi. Ertesi gün hemen bir kitabevine gidip kitabı satın aldım, kitabevindeki son kitap olduğu için kapağındaki küçük hasara bakmadım bile (Normalde çok dikkat ederim).

     İlker Özmestçi bu kitabında kadın-erkek ilişkilerinden bahsediyor. İlişkilerimizde nerede hata yapıyoruz, nasıl davranmalıyız, bir erkek kadına nasıl bakar, kadın erkeğe ne amaçla yaklaşır, ilk adımı kim atmalı, bir ilişki ne zaman başlar ne zaman biter, Bittin Oğlum Sen biz kadınların kafasındaki soruları küçük ipuçlarıyla ve esprili diliyle teker teker cevaplıyor. Küçük bir benzetmeyle aşk oyunlarına birer savaş dersek, İlker Özmestçi bu savaşta erkekler tarafındaki casusu oynuyor :)  Bittin Oğlum Sen okurken eğleneceğiniz, içinde kendinizi bulacağınız, bazı noktalarda bol bol düşünüp sorgulayacağınız bir kitap :) Sizde ilişkilerimde nerede hata yapıyorum sorusuna cevap bulamıyorsanız bu kitaba bir göz atın derim.

     Sizlere keyifli keyifli okumalar, banada bol bol çalışmalar. Yeniden görüşünceye dek kendinize iyi bakın, hoşça kalın...

''Her tanışma bir acaba, her ilişki bir macera, her aşk bir roman, her ayrılık da bir şiirdir. Zaten her kadının kalbi basılmamış bir roman değil mi? Yaşanacak ve yazacak anlarınız olsun...
Birisiyle yaşlanın, birisi yüzünden değil...''

22 Haziran 2016 Çarşamba

Kitap Yorumu : Meral Kır / Yolum Aşka Düştü

Merhabalar herkese :)
Cuma günü karnelerin dağıtılmasının ardından biz öğrencilerin tatili de başlamış oldu. Umarım bol okumalı, dinlenmeli, kendimize zaman ayırmalı bir tatil olur. Ben iki yıldır olduğu gibi yaz tatiline hızlı okuyabileceğim sürükleyici bir kitapla başlama kararı aldım. Bunun için kalemine hayran olduğum ve geçtiğimiz günlerde yeni kitabı çıkan Meral Kır'ın üçüncü kitabı olan Yolum Aşka Düştü kitabını seçtim. 

Yolum Aşka Düştü, Sena Tekin'in 5 yaşından beri komşu villadaki Sancaktarların küçük oğlu Ahmet Sancaktar'a olan karşılıksız aşkını anlatıyor. Her şeyin normal geçtiği bir günün sonunda Sena eve gelip televizyonu açtığında çok sevdiği, derslerinde yardım ettiği öğrencisi Efe'nin dün gece Sena'nın evinin iki üç sokak altında öldürüldüğünü öğrenir ve öyledir ki Efe en son Sena'nın evinden çıkmış bu da Sena'yı bir anda cinayetin bir numaralı şüphelisi yapmıştır. Sena polise gidip bildiklerini anlatmaya karar verir ve yanında birisinin olmasını ister aklına ilk Asya gelir, hemen Asya'yı arar ama telefonu Asya'nın ağabeyi Ahmet Sancaktar açar. Sonra mı ? Olaylar olaylar... Meral Kır diğer kitapları gibi yine harika bir polisiye aşk yazmış, sabahlara kadar elimden düşüremediğim bir kitap oldu. 

Her kitabın sonunda olduğu gibi Sancaktarlar Serisinin #4 ve yeni kitabı Aşkın Kokusunu Aldım'ı okumak ve Serra Sancaktar ile Barış Dağlı'nın aşkında kaybolmak için sabırsızlanıyorum. Bol okumalı dinlenmeli tatillerimiz olsun. Elinizden kitabınız eksik olmasın, keyifli okumalar.

3 Haziran 2016 Cuma

NURSİBOOKS 1 YAŞINDA


       Geçen yıl bu zamanlar yine sınav haftasında sınav kağıdını erken verdiğim bir anda aklıma düştü bu fikir. ''Neden bir blog açmıyorum?'' dedim. Bu fikir burada bir dursun şu sınavlar bitsin düşünürüz dediğimde düşünmenin gereksiz olduğunu artık kitaplarımla bu aleme girmenin zamanı geldiğini çok sonra fark ettim. Neden bir bookstagram değilde blog açtığım konusunu ben bile bilmiyorum. O zamanlar instagramda fotoğrafların altına uzun yazı yazmayı çok sevmediğimden belki de. Ve bir yıla dönüp baktığımda iyiki diyorum iyiki NURSİBOOKS'u açmışım. İyiki biraz daha zaman kaybetmeden bu dünyaya katılmışım. Bir yıl içinde birbirinden güzel insanlarla tanıştım en çokta o yüzden iyiki diyorum iyiki bu blog vesilesiyle o güzel insanları tanımışım. Yıllar geçtikçe çoğalarak birbirinden güzel yazı ve yorumlar ile devam etmek dileğiyle. Nice kitap dolu bol okumalı yıllarımız olsun.

31 Mayıs 2016 Salı

Kitap Yorumu : Seda Şener / İnsanlar İkiye Ayrılır: Ben ve Diğerleri

Merhabalar herkese
      Bu ay bayağı bir yoğundum o yüzden ne kitap okumaya ne de yeni yorum girmeye zamanım oldu. Geçen hafta okulumuzda TÜBİTAK Bilim Fuarı vardı, ondan önceki hafta sınavlarımızın bir kısmı bu hafta da geri kalanı. Ama haziranda bol bol bir arada olacağız inşallah. 


    
      Bu gün konuğumuz Carpe Diem Kitabın biz okul temsilcilerine Nisan kitabı olarak gönderdiği İnsanlar İkiye Ayrılır: Ben ve Diğerleri ve Adı Yok Dergisi Bahar'2016 sayısı. Ben ve Diğerleri insanlar arasında kendini yalnız hisseden, yeni okulunda yeni bir arkadaş çevresi edinmeye çalışırken kendisi olmayı bırakan ve bundan rahatsız olan Ada'nın yeniden kendisi olarak nasıl saygınlık kazanmaya başladığını anlatıyor. Kısa, okuması kolay, tam reading slumptan kurtulmalık ve eğlenceli bir kitap. 
  
      ''Zaten bir yıl kadar sonra kasetler tedavülden kalktı. Yerine CD'ler geldi. Sonra onlar da gitti, yerini MP3 çalarlar aldı. Şimdi onlar da tarih oldu, akıllı telefonlar her işi görüyor.
      Ben de modası hiç geçmeyen bir eylem olarak yazmayı keşfettim. Ama her şeyin bir sonu var işte... Tıpkı şu an olduğu gibi... Bitti.''

      Adı Yok Dergisi Bahar'2016 sayısında Carpe Diem Kitabın Pazarlama Yönetmeni güzel ablamız Anıl Güvel ile yapılmış bir röportaj var. Carpe Diem'in nasıl doğduğundan ve birazda kendisinden bahsetmiş. Çok eğlenceli bir röportaj olmuş. Adı Yok'a sizde Alayköşkü Cad. No:5 Cağaloğlu/İstanbul adresinden mektup yazabilir veya adiyok@carpediemkitap.com adresine mail atabilirsiniz. 

      Yeniden görüşünceye dek kendinize iyi bakın, hoşça kalın. Elinizden kitabınız eksik olmasın. Keyifli okumalar...

18 Mayıs 2016 Çarşamba

Kitap Yorumu : Daniel Palmer / Görme Duyma Konuşma

Merhabalar herkese
     Uzun bir aradan sonra yeniden buradayım. Mayıs ayı benim için biraz yoğun geçiyor. Haftaya okulumuzda TÜBİTAK Bilim Fuarı var, projemizi bitirip raporlamaya çalışıyoruz. Bir de son sınavlar başladı anlayacağınız kitap okumaya zor zaman buluyorum.

     Benim için mayıs ayının ilk kitabı Koridor Yayınlarından Görme Duyma Konuşma oldu. Görme Duyma Konuşma, bize gönderilen bültende de söylendiği gibi harika bir polisiye. Baş kahramanımız John Bodine, aşık olduğu kadın ile evli, mutlu bir adam ta ki bir gece Ruby'nin ayağının altındaki yarayı fark edene kadar... Ruby kanserdir ve kemoterapi alması gerekir. Ama sigorta şirketi Ruby'nin ilacını karşılamaz. İlacını karşılayan sigorta şirketinin ücreti de gelirlerinin üstündedir. John yöneticisi olduğu sanal oyundan o sigorta şirketine üye olan bir oyuncu seçer ve Rubyle birlikte onun ve eşinin kimliğini kullanmaya başlarlar. Artık onlar Elliot ve Tanya Uretskytirler. Ruby tedaviye başlamıştır ve her şey çok güzel gidiyordur bir gün o telefon gelene kadar. Telefondaki ses onlar ile bir suç oyunu oynamayı istiyordu. İşte buradan sonra soluksuz okunacak aksiyonu eksik olmayan bir kitap. Kitap bittiğinde yaşananlara ve olayın sonucuna bir süre inanamamıştım. Sizde polisiyelere bayılıyorsanız vakit kaybetmeden okumaya başlayın derim. Nefesinizi kesecek bir psikolojik gerilime hazır olun.


     Umarım arayı fazla açmadan yeniden yazabilirim. Yeniden görüşünceye kadar elinizden kitabınızla eksik olmasın. Keyifli okumalar, keyifli akşamlar.

27 Nisan 2016 Çarşamba

Şiir Günlükleri #2 / Attilâ İlhan-Böyle Bir Sevmek

Merhabalar herkese
       Ben bu yazıyı yazarken ülkemizde yine çok kötü, çok acı olaylar yaşanıyor. Bursadaki patlamada yaralananlara acil şifalar diliyorum. Ülkemize çok büyük geçmiş olsun, lütfen artık bu son olsun.

       Geçen ay da söylediğim gibi artık her ay blogda bir şiir kitabı konuk edeceğim. Şiir günlüklerinde ikinci konuğumuz yani Nisan ayı kitabımız Attilâ İlhan'dan Böyle Bir Sevmek.


       Kitaptaki şiirlerin hemen hemen hepsi Attilâ İlhan'ın Ankara'da yazdığı şiirlerdir. Genelde toplumsal ve siyasal konuların yanında bireysel konularda işlenmiş, bir duygu üzerinde durulmamış her duyguya olabildiğince yer verilmiş. Attilâ İlhan bu kitabında söyleyiş ve içerik yönünden farklı havalar yakalamıştır. Kitabın sonundaki yaklaşık 60 sayfalık ekler bölümünde şair açıklamalarda bulunarak şiirler hakkında bilinçlenmemizi sağlamıştır. 

       Son bir şiir ile veda etmeden önce fikrinizi almak istiyorum, Mayıs ayı Şiir Günlükleri konuğu seçiminde kararsız kaldım. Sabahattin Ali-Bütün Şiirleri'ni veya Cemal Süreya-100 Aşk Şiiri'ni okuyup sizlere tanıtmayı düşünüyorum. Siz hangisini istersiniz? Yorum bıkırsanız sevinirim.

BÖYLE BİR SEVMEK


Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
Yağmur giyerlerdi sonbaharla bir
Azıcık okşasam sanki çocuktular 
Bıraksam korkudan gözleri sislenir
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
Böyle bir sevmek görülmemiştir

Hayır sanmayın ki beni unuttular
Hala arasıra mektupları gelir
Gerçek değildiler birer unuttular
Eski bir şarkı belki bir şiir
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
Böyle bir sevmek görülmemiştir

 Yalnızlıklarımda elimden tuttular
Uzak fısıltıları içimi ürpertir
Sanki gökyüzünde bir buluttular
Nereye kayboldular şimdi kim bilir
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
Böyle bir sevmek görülmemiştir

       Bir daha görüşünceye dek kendinize iyi bakın hoşça kalın. Keyifli akşamlar, keyifli okumalar.


19 Nisan 2016 Salı

Kitap Yorumu : Adem Dönmez / Ver Bana Düşlerimi

Merhabalar herkese,
      Ben uzun bir aradan sonra sınavlarımı bitirdim ve geri geldim. Nasılsın derseniz bu aralar reading slump denen illetten pek bir muzdaripim :( Baharın beraberinde getirdiği bir durum sanırım. Tam kitap okuyacak zaman buluyorum haydi kitabımı alıp okuyayım diyorum bir bakmışım oyalanacak başka bir iş buluvermişim. Ki çok merak ederek aldığım kitap bile 10 gündür elimde çantamda bir oraya bir buraya sürüklenirken perişan oldu.

      Geçen haftalarda okul temsilcisi olduğum Carpediem Kitaptan Adem Dönmez'in yazdığı Ver Bana Düşlerimi yi bitirdim. Kitabın kapağında vuruldum. Carpediem Kitap kapak tasarımları için bizim fikirlerimize de çok önem veriyor bunun için yayınevine ve tatlı ablamız Anıl Güvel'e çoook teşekkür ediyorum. Konusunda kitabın kapağı kadar merak uyandırıcıydı. Olaylar İstanbul'da gerçekleşiyor. İnsanların hiç tanımadığı insanların hayatlarına dokunabileceğini gösteriyor bizlere. Farklı şartlarda hiç alakası olmayan insanlar bir bakmışsınız birbirlerinin hayatlarına girivermişler. Olaylar yaşayanların ağızlarından anlatılıyor yani çoklu anlatım var. Sonu kolay tahmin edilebilebilir bir kitap yani beyninizi yormayacak bir kitap istiyorsanız bir göz atın derim.


      Ben hazır vakit bulmuşken, kendime oyalanacak başka bir iş bulmadan kitabımı okumaya gideyim. Size reading slumpsız günler keyifli okumalar. Elinizden kitabınız eksik olmasın. Yeniden görüşünceye kadar kendinize iyi bakın, hoşça kalın.