19 Mart 2016 Cumartesi

Bursa TÜYAP Kitap Fuarına Gidememe Nedenim ve Alışveriş Listem

Başımız sağolsun, 

Dün bu yazıyı planlarken güzel cumartesiden merhabalar herkese diye açmayı düşünüyordum ama bu sabah İstanbul'dan gelen haber ile cumartesinin güzelliği kalmadı. İstanbul'da ölenlere allahtan rahmet, yaralılara acil şifalar, ailelerine sabır diliyorum.

Geçtiğimiz hafta sonu bu sıralar düşünüyordum acaba TÜYAP Alışveriş Listemi ne zaman yayımlasam diye, nereden bilebilirdim 5 aydır hayalini kurduğum aylar öncesinden hangi kitapları alacağımı düşünmeye başladığım fuara gidemeyeceğimi ve bu yazıyı whatsapptan gelen dışarıya çıkmayın, avmler boşaltılıyor mesajları arasında yazacağımı.

İlk önce neden gitmediğimden başlayalım :
Salı günü ne olursa olsun gideceğim öleceksem de üç beş kitap uğruna öleyim diyordum ama akşam haber bültenlerini izledikten sonra bu kararımı değiştirmek zorunda kaldım. Bana bir şey olursa anneme babama o acıyı yaşatamaz, benimle birlikte abiminde canını tehlikeye atamazdım. Ecel geldiyse tabi ki en güvenli yerde bile engelleyemeyiz ama annemin aklında keşke göndermeseydim pişmanlığı kalmasın istedim. Fuar planım aylar öncesinden 19 Mart Cumartesi sabah giderim bir gece abimde kalırım beraber gezeriz 20 Mart Pazar akşamüstü dönerim şeklindeydi. Son yaşanan olaylardan ve kalabalık yerlerde bulunmayın uyarılarından sonra hafta içi yoğunluk çok olmaz hafta içi bir gün giderim diye düşünmüştüm ama hafta içi abimin hastahane stajı olduğu için bu yılki fuar planımı iptal etmek zorunda kaldım.

Fuar listeme gelecek olursak ben uzun süredir almayı düşündüğüm ama diğer kitaplar yüzünden okuoku.com dan yaptığım alışverişte sepet dışında kalan kitaplardan oluşturdum.Ve kitap alışverişlerimde romanlardan şiir kitaplarına sıra gelmediği için şiir kitaplarına öncelik verdim. Kesinlikle alacağım kitapların yayın-evlerinin yanına da resimde göreceğiniz gibi küçük yıldızlar koydum. 


TÜYAP'a gitme şansı olanlar gidip mis kokulu kitapların arasında kaybolun, fuarın tadını bizim yerimize de doya doya çıkarın umarım kazasız belasız güzel bir fuar geçirirsiniz. 

Ve biz bu yıl fuar planlarını ertelemek zorunda kalan kitap kurtlarının da umarım ileride barış dolu nice güzel fuar maceraları olur.

Karanlık günlerin bir an önce son bulması aydınlık, barış ve umut dolu güzel günlerin gelmesi dileğiyle...

15 Mart 2016 Salı

Başımız Sağolsun

     Ülkemizin başkentinde bombalar patlıyor. Evimizin yatak odasına girip bizden gençlerimizi çocuklarımızı insanlarımızı geleceğimizi çalıyorlar, bir defa da değil üç defa. Ama biz buna sesimizi çıkartamıyoruz, bizi koruyamayanlar hala devletimizin başında koltuklarındalar. Ne denir, hiç bilmiyorum. 

    Sadece korkuyorum, geleceğimden geleceğimizden. Bütün kanallarda, haber sitelerinde kalabalık yerlerden uzak durun 20 Martta da saldırı olabilir diye haber yapılırken 5 aydır hayalini kurduğum hafta sonu gideceğim TÜYAP Bursa Kitap Fuarı'nda, en masum en gerekli belki şuanda en çok ihtiyacımız olan kitapların arasında bombalı bir saldırıya kurban gitmekten, belkide televizyonda bu yazıyla haberlerimin çıkmasından, x kanalındaki haber bülteninde gözü yaşlı annemin olmasından korkuyorum. 

    Sinir oluyorum, elimizden baş sağlığı dilemekten başka bir şey gelmemesine sinir oluyorum. Başımız sağolsun, ülkemiz için bu son olsun. Karanlık günlerin bir an önce bitip aydınlık barış dolu günlerin bir an önce gelmesi dileğiyle...

6 Mart 2016 Pazar

Kitap Yorumu: Ömer Sevinçgül / Sensiz Ama Seninle

Şimdiden sendromsuz güzel haftalar herkese :)

Tam doğum günümde gelen bir kargonun içinden çıkan tatlış mı tatlış bir kitapla sizlerleyim bu hafta. Bildiğiniz gibi okul temsilcisi olduğum Carpediem Kitap tan Sensiz Ama Seninle'yi okudum.

Kitapta Ömer Sevinçgül kendisi gibi yazar bir adamın üniversitedeki aşkını ve yazarlık serüvenini konu alıyor. Baş karakterimiz Selma evde otururken hiç bilmediği bir yayınevinden bir kargo gelir ve paketin içinden bir defter çıkar, defteri okumaya başlar ve yazanlara inanamaz. Baş döndürücü, 'Vay be! Böyle adamlarda varmış.' diyeceğiniz bir aşk hikayesi sizleri bekliyor.


Ve sonunda şunu anlarsın: İnsan bir oyuncudur dünya sahnesinde.
Beden, sadece kostümdür. Meslekler, oyundaki rolleridir. Oyuncunun kalitesini belirleyen rolü oynama biçimidir. 
Söz gelişi, 'sıvacı' rolüyle de iyi bir oyuncu olmak mümkündür. Roller mezara kadardır.
Kabir kapısında sahne ışıkları söner. Geriye günahların ve sevaplarınla sadece sen kalırsın.

Bu arada biz Carpediem Okul Temsilcileri olarak #carpediemheryerde hashtagi ile bir etkinlik başlattık. Sizde parkta, okulda, vapurda kısacası her yerde çektiğin fotoğrafları 15 Mart saat 15:00 a kadar #carpediemheryerde hashtagi ile instagramda paylaşarak etkinliğimize katılabilir sürpriz hediyelerden birini kazanabilirsin. Fotoğraflarınızı sabırsızlıkla bekliyoruz :)

25 Şubat 2016 Perşembe

İyiki Ben Olmuşum

       Tam 17 yıl önce yine bir cuma sabah 9 da derin uykumdan uyandırılmışım. Doktor amca günaydın demiş bana bak burası dünya, mutlu yaşa. Yaşıyorum bu dünyadaki dolu dolu 17. yılımı devirirken önümde mutlu olunacak ve ders alınacak bir sürü tecrübeyle. Bu yazıyı üç yıl önce babamın bana söylediği bir söz üzerine yazacaktım nerelere geldik :)


Şurayada 17 yıl öncesinden küçük Nursena 
     Üç yıl önce ilk defa doğum günümde kitap istediğimde babam ''Kızlar altın, gümüş ister bizimki kitap istiyor.''demişti. Ve o gün ben, benim en değerli hazinemin, en büyük servetimin, altınımın, gümüşümün kitaplar olduğuna karar verdim. İnsanın yaş ile olgunlaşmadığını okuyarak farklı fikirleri görerek olgunlaştığını anladım. Kitap okumak için boş zaman kollamayacağıma kendim zaman yaratacağıma kendime söz verdim.

     Dünyadaki 17.yılımda kötü şeylerin yanında çok güzel kararlar aldım, hayallerimi gerçekleştirdim. En önemlisi bu blogu açıp kitap okumanın ötesine gittim okuduklarımı yaşattım. Bu yılki iyikilerimin başına nursibooks.blogspot.com u altın harflerle yazdım.

     Ve şimdi diyorum ki iyiki bundan 17 yıl önce bir cuma sabahı doğmuşum annemin hiç kıyamadığı, babamın kitap istediğinde (sadece kitap değil her konuda) kıramadığı kızı olmuşum. İyiki kitapları dost bilmiş, kitaplar yanında birbirinden kıymetli her zaman yanımda olan bana dost değil kardeş olan insanlar biriktirmişim. İyiki iyiki iyiki doğmuş, ben olmuşum.

     Seneye ne oluruz sağlıkla bir 26 Şubat'a daha gelir miyiz, sınav stresinden doğum günümü kutlamaya zaman bulabilir miyim;
bilinmez. 

    Bol kitaplı, çok iyikili, hiç keşkesiz, sağlıklı, mutlu sonlu nice beraber yıllarımız olsun.

19 Şubat 2016 Cuma

Kitap Yorumu: Pepper Winters / Tess'in Gözyaşları

Ülkemizin kara günler geçirdiği bu zamanlarda barış dolu yarınlar herkese.

Şehitlerimize Allahtan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum.

Ben bu hafta Arkadya Bitter Yayınlarının Ekim 2015'te yayınladığı Karanlık Serisinin ilk kitabı Tess'in Gözyaşlarını okudum. 

Öncelikle şunu belirtmek istiyorum bir önceki kitapları Tutku Oyunlarında kapak yazısının okurken silinmesi konusundaki şikayetimizi yayınevine bildirmiştik ve bize grafikerlerinin bu konu hakkında çözüm ürettikleri konusunda dönüş yapmışlardı. Ve Tess'in Gözyaşları gerek kitaplığımda gerek okurken böyle bir sorun yaratmadı. Şikayetimizi dikkate alarak bize kısa sürede dönüş yaptıkları için Arkadya Bitter Ailesine çok teşekkür ediyorum.

Kitaba gelecek olursak, Tess Snow 20li yaşlarının başlarında ailevi sorunlar yaşayan erkek arkadaşı Brax'e aşık bir genç kadın. Q Mercer ise hastalıklı ruhunu yaralanmış, kırılmış kadınların yaralarını sararak bastırmaya çalışan, aile şirketini büyüterek devam ettiren bir iş adamı. Tess Snow erkek arkadaşı Brax ile gittiği Meksika tatilinde esir ticareti yapan bir çete tarafından kaçırılmış ve Q Mercer'e rüşvet olarak hediye edilmiştir.



Kitapta verilmek istenen mesaj çok çok güzel ve anlatımı çok akıcı ancak çok fazla cinsellik ve şiddet içeriyor. Hatta benimle beraber okumaya başlayan arkadaşım 200 sayfayı göremeden bırakmak zorunda kaldı. Fifty Shades of Grey'i (Grinin Elli Tonu) okuyanlar onun 3-5 katı olduğunu söylüyorlar. ( Ben okumaya cesaret edememiştim.) Ama işlenmek istenen konu o kadar güzel ki ben bir haftadır okuduğum bütün iğrençliklere değdiğini düşünüyorum.

Yakında geleneksel doğum günü hediyelerim kitaplarımla beraber sizlerle olacağım. Yeniden görüşünceye kadar elinizden kitabınız yanında kahveniz eksik olmasın. Keyifli huzurlu okumalar.

2 Şubat 2016 Salı

Kitap Yorumu: Seçil Çömlekçi / Hayat Zor Ama Ben de Kolay Biri Sayılmam

Musmutlu günler herkese
      Bugün fazla uzatmadan hemen konuya gireceğim. Carpe Diem Türkiye'nin ilk gençlik yayınevi. Bugün sizlerle benimde okul temsilcisi olduğum Carpe Diem kitabın Aralık 2015te çıkardığı Hayat Zor Ama Ben de Kolay Biri Sayılmam'ı paylaşacağım. 

      Hayat Zor Ama Ben de Kolay Biri Sayılmam tam biz gençlere göre biraz deli dolu, biraz ergen, bol eğlenceli, okurken hiç olmadık bir yerde kahkaha atmaya başlatan bir kitap. 


      Baş kahramanımız Yeliz, ''Hayat önüne limon koyduysa sen de sıkıp limonata yap.'' diyerek hayatın zorluklarına pozitif bakış açısıyla yaklaşan bir ergenimiz. Günlük yaşantısını, akraba, altın günü, arkadaş diyaloglarını kısacası birbirinden komik pek çok öyküyü anlatıyor. 

     Edebi romanlardan sıkıldıysanız, biraz nefes almak, zorlu hayat koşullarından sıyrılıp ruhunuzu dinlendirmek istiyorsanız, fazla zamanım yok ama kitap okumak istiyorum diyorsanız, en önemlisi beni hem eğlendirsin, güldürsün hem de konuları üzerinde biraz düşündürsün tarzında bir kitap istiyorsanız Hayat Zor Ama Ben de Kolay Biri Sayılmam tam aradığınız kitap. Bir an önce kitabı elinize alın ve sayfaları arasında kaybolmaya başlayın. Eminim ki sizde çok beğenecek, okurken bir yandan da dinleneceksiniz.

     Elinizden kitabınız yanında kahveniz eksik olmasın.Yeni yazıda görüşünceye dek hoşçakalın. Keyifli huzurlu okumalar.


     

15 Ocak 2016 Cuma

Kitap Yorumu: R.J.Palacio / Mucize

Şimdiden musmutlu haftasonları herkese :)
        Koskoca birinci dönemin bitmesine bir hafta kaldı ve benim sınavlarım bitti. Biraz daha rahatladım. Artık yazılarda daha sık buluşabileceğiz. Sizleri 2015 in sonlarında okuduğum beni inanılmaz etkileyen ama bir türlü sizlerle paylaşma fırsatı bulamadığım Mucize'yle tanıştırmak istiyorum. Pegasus Yayınları'nın Kasım 2015 te çıkardığı kitap tamda İstanbul TÜYAP'a gidememişken çaldı kapımı ve beni içinde bulunduğum hüzünden alıp  çoooooook mutlu etmeye yetti. 

        Kitabımızın baş karakteri August Pullman yüzünde tahmin edebileceğimizden de kötü anormalliklerle doğmuş annesi, babası, ablası ve köpekleri Papatya ile yaşayan bir çocuk. On yaşına kadar evde annesinin verdiği eğitimle bir yerlere kadar gelmiş ancak artık ebeveynleri gerçek bir okula gitmesi gerektiğini düşünüyor ve ona okul arıyorlar. August ise bu konuda tereddütte. Bakalım August'u yeni okulunda neler bekliyor?


''Herkes hayatında bir kez olsun ayakta alkışlanmalı çünkü hepimiz dünyayı dize getirdik!''

          August'un diğer insanlara karşı psikolojik savaşı günümüzde çoğu engelli insanın sosyal hayatta yaşadığı sorunları gün yüzüne çıkarıyor. Ve 330 sayfada olsa kendimizi onun yerine koymamızı, hayata onun ve ailesinin gözünden bakmamızı, empati kurmamızı sağlıyor. Beni en çok etkileyen ise köpekleri Papatya oldu belki köpekleri çok sevmemden belki kitaptaki karakterden etkilenmemden bilemem ama August'a insanlardan daha saygılı davranması beni mest etti.

         Yeni kitaplarda buluşuncaya dek elinizden kitabınız yanında kahveniz eksik olmasın. Huzurlu akşamlar. Keyifli okumalar.