6 Mart 2016 Pazar

Kitap Yorumu: Ömer Sevinçgül / Sensiz Ama Seninle

Şimdiden sendromsuz güzel haftalar herkese :)

Tam doğum günümde gelen bir kargonun içinden çıkan tatlış mı tatlış bir kitapla sizlerleyim bu hafta. Bildiğiniz gibi okul temsilcisi olduğum Carpediem Kitap tan Sensiz Ama Seninle'yi okudum.

Kitapta Ömer Sevinçgül kendisi gibi yazar bir adamın üniversitedeki aşkını ve yazarlık serüvenini konu alıyor. Baş karakterimiz Selma evde otururken hiç bilmediği bir yayınevinden bir kargo gelir ve paketin içinden bir defter çıkar, defteri okumaya başlar ve yazanlara inanamaz. Baş döndürücü, 'Vay be! Böyle adamlarda varmış.' diyeceğiniz bir aşk hikayesi sizleri bekliyor.


Ve sonunda şunu anlarsın: İnsan bir oyuncudur dünya sahnesinde.
Beden, sadece kostümdür. Meslekler, oyundaki rolleridir. Oyuncunun kalitesini belirleyen rolü oynama biçimidir. 
Söz gelişi, 'sıvacı' rolüyle de iyi bir oyuncu olmak mümkündür. Roller mezara kadardır.
Kabir kapısında sahne ışıkları söner. Geriye günahların ve sevaplarınla sadece sen kalırsın.

Bu arada biz Carpediem Okul Temsilcileri olarak #carpediemheryerde hashtagi ile bir etkinlik başlattık. Sizde parkta, okulda, vapurda kısacası her yerde çektiğin fotoğrafları 15 Mart saat 15:00 a kadar #carpediemheryerde hashtagi ile instagramda paylaşarak etkinliğimize katılabilir sürpriz hediyelerden birini kazanabilirsin. Fotoğraflarınızı sabırsızlıkla bekliyoruz :)

25 Şubat 2016 Perşembe

İyiki Ben Olmuşum

       Tam 17 yıl önce yine bir cuma sabah 9 da derin uykumdan uyandırılmışım. Doktor amca günaydın demiş bana bak burası dünya, mutlu yaşa. Yaşıyorum bu dünyadaki dolu dolu 17. yılımı devirirken önümde mutlu olunacak ve ders alınacak bir sürü tecrübeyle. Bu yazıyı üç yıl önce babamın bana söylediği bir söz üzerine yazacaktım nerelere geldik :)


Şurayada 17 yıl öncesinden küçük Nursena 
     Üç yıl önce ilk defa doğum günümde kitap istediğimde babam ''Kızlar altın, gümüş ister bizimki kitap istiyor.''demişti. Ve o gün ben, benim en değerli hazinemin, en büyük servetimin, altınımın, gümüşümün kitaplar olduğuna karar verdim. İnsanın yaş ile olgunlaşmadığını okuyarak farklı fikirleri görerek olgunlaştığını anladım. Kitap okumak için boş zaman kollamayacağıma kendim zaman yaratacağıma kendime söz verdim.

     Dünyadaki 17.yılımda kötü şeylerin yanında çok güzel kararlar aldım, hayallerimi gerçekleştirdim. En önemlisi bu blogu açıp kitap okumanın ötesine gittim okuduklarımı yaşattım. Bu yılki iyikilerimin başına nursibooks.blogspot.com u altın harflerle yazdım.

     Ve şimdi diyorum ki iyiki bundan 17 yıl önce bir cuma sabahı doğmuşum annemin hiç kıyamadığı, babamın kitap istediğinde (sadece kitap değil her konuda) kıramadığı kızı olmuşum. İyiki kitapları dost bilmiş, kitaplar yanında birbirinden kıymetli her zaman yanımda olan bana dost değil kardeş olan insanlar biriktirmişim. İyiki iyiki iyiki doğmuş, ben olmuşum.

     Seneye ne oluruz sağlıkla bir 26 Şubat'a daha gelir miyiz, sınav stresinden doğum günümü kutlamaya zaman bulabilir miyim;
bilinmez. 

    Bol kitaplı, çok iyikili, hiç keşkesiz, sağlıklı, mutlu sonlu nice beraber yıllarımız olsun.

19 Şubat 2016 Cuma

Kitap Yorumu: Pepper Winters / Tess'in Gözyaşları

Ülkemizin kara günler geçirdiği bu zamanlarda barış dolu yarınlar herkese.

Şehitlerimize Allahtan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum.

Ben bu hafta Arkadya Bitter Yayınlarının Ekim 2015'te yayınladığı Karanlık Serisinin ilk kitabı Tess'in Gözyaşlarını okudum. 

Öncelikle şunu belirtmek istiyorum bir önceki kitapları Tutku Oyunlarında kapak yazısının okurken silinmesi konusundaki şikayetimizi yayınevine bildirmiştik ve bize grafikerlerinin bu konu hakkında çözüm ürettikleri konusunda dönüş yapmışlardı. Ve Tess'in Gözyaşları gerek kitaplığımda gerek okurken böyle bir sorun yaratmadı. Şikayetimizi dikkate alarak bize kısa sürede dönüş yaptıkları için Arkadya Bitter Ailesine çok teşekkür ediyorum.

Kitaba gelecek olursak, Tess Snow 20li yaşlarının başlarında ailevi sorunlar yaşayan erkek arkadaşı Brax'e aşık bir genç kadın. Q Mercer ise hastalıklı ruhunu yaralanmış, kırılmış kadınların yaralarını sararak bastırmaya çalışan, aile şirketini büyüterek devam ettiren bir iş adamı. Tess Snow erkek arkadaşı Brax ile gittiği Meksika tatilinde esir ticareti yapan bir çete tarafından kaçırılmış ve Q Mercer'e rüşvet olarak hediye edilmiştir.



Kitapta verilmek istenen mesaj çok çok güzel ve anlatımı çok akıcı ancak çok fazla cinsellik ve şiddet içeriyor. Hatta benimle beraber okumaya başlayan arkadaşım 200 sayfayı göremeden bırakmak zorunda kaldı. Fifty Shades of Grey'i (Grinin Elli Tonu) okuyanlar onun 3-5 katı olduğunu söylüyorlar. ( Ben okumaya cesaret edememiştim.) Ama işlenmek istenen konu o kadar güzel ki ben bir haftadır okuduğum bütün iğrençliklere değdiğini düşünüyorum.

Yakında geleneksel doğum günü hediyelerim kitaplarımla beraber sizlerle olacağım. Yeniden görüşünceye kadar elinizden kitabınız yanında kahveniz eksik olmasın. Keyifli huzurlu okumalar.

2 Şubat 2016 Salı

Kitap Yorumu: Seçil Çömlekçi / Hayat Zor Ama Ben de Kolay Biri Sayılmam

Musmutlu günler herkese
      Bugün fazla uzatmadan hemen konuya gireceğim. Carpe Diem Türkiye'nin ilk gençlik yayınevi. Bugün sizlerle benimde okul temsilcisi olduğum Carpe Diem kitabın Aralık 2015te çıkardığı Hayat Zor Ama Ben de Kolay Biri Sayılmam'ı paylaşacağım. 

      Hayat Zor Ama Ben de Kolay Biri Sayılmam tam biz gençlere göre biraz deli dolu, biraz ergen, bol eğlenceli, okurken hiç olmadık bir yerde kahkaha atmaya başlatan bir kitap. 


      Baş kahramanımız Yeliz, ''Hayat önüne limon koyduysa sen de sıkıp limonata yap.'' diyerek hayatın zorluklarına pozitif bakış açısıyla yaklaşan bir ergenimiz. Günlük yaşantısını, akraba, altın günü, arkadaş diyaloglarını kısacası birbirinden komik pek çok öyküyü anlatıyor. 

     Edebi romanlardan sıkıldıysanız, biraz nefes almak, zorlu hayat koşullarından sıyrılıp ruhunuzu dinlendirmek istiyorsanız, fazla zamanım yok ama kitap okumak istiyorum diyorsanız, en önemlisi beni hem eğlendirsin, güldürsün hem de konuları üzerinde biraz düşündürsün tarzında bir kitap istiyorsanız Hayat Zor Ama Ben de Kolay Biri Sayılmam tam aradığınız kitap. Bir an önce kitabı elinize alın ve sayfaları arasında kaybolmaya başlayın. Eminim ki sizde çok beğenecek, okurken bir yandan da dinleneceksiniz.

     Elinizden kitabınız yanında kahveniz eksik olmasın.Yeni yazıda görüşünceye dek hoşçakalın. Keyifli huzurlu okumalar.


     

15 Ocak 2016 Cuma

Kitap Yorumu: R.J.Palacio / Mucize

Şimdiden musmutlu haftasonları herkese :)
        Koskoca birinci dönemin bitmesine bir hafta kaldı ve benim sınavlarım bitti. Biraz daha rahatladım. Artık yazılarda daha sık buluşabileceğiz. Sizleri 2015 in sonlarında okuduğum beni inanılmaz etkileyen ama bir türlü sizlerle paylaşma fırsatı bulamadığım Mucize'yle tanıştırmak istiyorum. Pegasus Yayınları'nın Kasım 2015 te çıkardığı kitap tamda İstanbul TÜYAP'a gidememişken çaldı kapımı ve beni içinde bulunduğum hüzünden alıp  çoooooook mutlu etmeye yetti. 

        Kitabımızın baş karakteri August Pullman yüzünde tahmin edebileceğimizden de kötü anormalliklerle doğmuş annesi, babası, ablası ve köpekleri Papatya ile yaşayan bir çocuk. On yaşına kadar evde annesinin verdiği eğitimle bir yerlere kadar gelmiş ancak artık ebeveynleri gerçek bir okula gitmesi gerektiğini düşünüyor ve ona okul arıyorlar. August ise bu konuda tereddütte. Bakalım August'u yeni okulunda neler bekliyor?


''Herkes hayatında bir kez olsun ayakta alkışlanmalı çünkü hepimiz dünyayı dize getirdik!''

          August'un diğer insanlara karşı psikolojik savaşı günümüzde çoğu engelli insanın sosyal hayatta yaşadığı sorunları gün yüzüne çıkarıyor. Ve 330 sayfada olsa kendimizi onun yerine koymamızı, hayata onun ve ailesinin gözünden bakmamızı, empati kurmamızı sağlıyor. Beni en çok etkileyen ise köpekleri Papatya oldu belki köpekleri çok sevmemden belki kitaptaki karakterden etkilenmemden bilemem ama August'a insanlardan daha saygılı davranması beni mest etti.

         Yeni kitaplarda buluşuncaya dek elinizden kitabınız yanında kahveniz eksik olmasın. Huzurlu akşamlar. Keyifli okumalar.

          


30 Aralık 2015 Çarşamba

2015'DE NELER OKUDUM ?

2015'in son sabahından günaydınlar herkese:)



      Bembeyaz bir 2015 sabahından yazıyorum size. İyisiyle kötüsüyle 2015 i bitirirken bol beklentili yeni bir yıl karşılıyor bizi. Ülkemiz için zor bir yılı geride bırakırken 2016 nın en çok barış dolu geçmesini diliyorum. Bütün dünya için barış dolu huzurlu bir yıl...Geçenlerde internette gezinirken çok güzel bir mesaj gördüm; '' Mutluluk yağmurlarının altında şemsiyesiz kalman dileğiyle... Mutlu yıllar.'' işte böyle güzel yüreğinizin sıcacık olduğu bir yıl geçirin. 2015 bana belkide en doğru kararı verdirdi, belki biraz geç kalmıştım ama geç olsun güç olmasın misali sonunda blogumu açtım. Okuduğum birbirinden güzel kitapları hem sizlerle paylaşma hem de ölümsüzleştirme fırsatı verdi bana. 2015 te iyikilerimin başı blogum. 

      2016  her şeyden önce sağlıklı, huzurlu,biz eğitim sistemi arasında sıkışmış öğrenciler için başarılı, umut dolu, bol iyikili, hiç keşkesiz, dünya üzerinde savaşların son bulduğu, barış dolu, güzel sürprizler barındıran,  kitapseverler için bol kitaplı bol okumalı, masalların sonu gibi iyilerin ödüllendirilip kötülerin cezalandırıldığı, dolu dolu bir yıl olsun.


      Ve iyi dileklerimizden sonra gelelim 2015 icraat raporuna. Okuduklarım adına pek dolu dolu bir yıl olmadı benim için yaz tatilinde yaşadığım bazı sıkıntılar önüne geçti okumamın. Yıl başında belirlediğim 50 kitabın sadece 31 ini okuyabildim. Sağlık olsun inşallah 2016 da gerçekleştirebilirim 50 kitap hedefimi.

Peki NELER OKUDUM?
1) Sıcak Ayaz -Serkan Özel
2) Aylardan Aşk- Meral Kır 
3) Küçük Aptalın Büyük Dünyası-Pucca
4) Bana İkimizi Anlat- Ahmet Batman
5) Ve Geri Kalan Her Şey-Pucca
6) Allah Beni Böyle Yaratmış-Pucca
7) Ay Hadi İnşallah- Pucca
8) Gündüz Sefası-Sarah Jio
9) Günaydın Gece-Mehmet Ali Kılınç
10) Agapi & Ölümsüz Aşk- Sarah Jio
11) Yıldız Tozu- Priscille Sibley
12) O Adam Buraya Geleck- Pucca
13) Pembe ve Yusuf-Canan Tan 
14)  Yaz- Kürşat Başar
15) Kocan Kadar Konuş Diriliş- Şebnem Burcuoğlu
16)  Kürk Mantolu  Madonna-Sabahattin Ali
17) Sen Ölünce Kim Ağlar- Robin Sharma
18) Aşkı Seçtim-Meral Kır
19) Carpe Diem-Aşkım Kapışmak
20) Tutku Oyunları- Aleatha Romig
21) Kor Adası- Kimberley Freeman
22) Aldatmak- Paulo Coelho
23) Her Şeyin Başlangıcı-Robyn Schneider
24) Simyacı- Paulo Coelho
25) Zaman İpliği-Nathan Filer
26) Eleanor&Park- Rainbow Rowell
27) Sizi Mutluluk Denizinde Yüzdürecek Eğlenceli Şeyler
28) Taaşşuk-u Talat ve Fitnat-Şemseddin Sami
29) Mucize-R.J.Palacio
30) Yüreğim Seni Çok Sevdi-CananTan
31) Sergüzeşt- Samipaşazade Sezai

      En kısa zamanda 2015 yılın ENleri yazımda görüşünceye dek hoşçakalın. Elinizden kitabınız yanında sıcacık kahveniz eksik olmasın. 2016 sizin için çok çok çoook kitaplı geçsin. Musmutlu Yıllar :)





25 Aralık 2015 Cuma

Kitap Yorumu: Canan Tan/Yüreğim Seni Çok Sevdi

İyi Geceler Herkese
Sınavlarım bitti bol bol yazıcam derken araya performanslar projeler girdi yaklaşık 1 aydır görüşemiyoruz. Tabi ben bu arada boş durmadım derslerimden nefes alabildiğim sürece bol bol kitap okudum. 

İki yıldır yılın bu zamanlarını kendim için Canan Tan zamanı olarak niteliyorum ben çünkü geçen yıl tam da bu zamanlarda yine okul kütüphanesinden aldığım Piraye'yi bitirmiştim. Onun hemen ardından Yüreğim Seni Çok Sevdi'yi de okumak istemiştim ama okul kütüphanemizdeki iki kitaptan biri yoktu diğerininde ilk sayfaları olmadığı için bir türlü içime sinmeyip başlayamamıştım. Kısacası kısmet bu haftayaymış. 


Yüreğim Seni Çok Sevdi,  İstanbullu prenses Aslı ile Bursalı şehzade Murat'ın ortak arkadaşları sayesinde tanışıp  şiirleşmeler ile başlayan İstanbul Bursa Amerika çıkmazında devam eden romantik, sıcacık bir o kadar da hüzünlü üniversite aşkı hikayesi.

Kitap gerek birbirinden güzel Nazım Hikmet şiirleri olsun gerek Canan Tan'ın harika kalemi olsun beni benden aldı. Bazen Aslı'nın inatçılığına kızdım, bazen Murat'ın saf kalpli oluşuna Aslı'sını canından çok sevmesine hüzünlendim, en çokta bir araya gelebilmeleri için bol bol dua ettim. Hani bazı kitaplar olur sonunu merak edersiniz çok çabuk bitsin istersiniz ama o kadar keyifli ve tatlıdır ki bıraksanız aylarca okursunuz. Canan Tan'ın şu ana kadar okuduğum üç kitabıda, Piraye - Pembe ve Yusuf - Yüreğim Seni Çok Sevdi, öyleydi benim için bir an önce bitsin istedim ama bıraksalar sayfa sayfa her kelimesini sindire sindire aylarca okurdum.  Uzun lafın kısası daha önce hiç Canan Tan okumadıysanız bu pembe dünyaya bir yolunu bulun ve girin.

Bir sonraki yazım 2015 Okuduklarımda görüşene dek kendinize iyi bakın, takipte kalın. Elinizden kitabınız yanında da sıcacık çayınız kahveniz eksik olmasın. 
Keyifli Okumalar...